BEKİR SITKI ERDOĞAN
Günümüzün en kudretli şairlerinden olan Bekir Sıtkı Erdoğan 1926’da Karaman’da doğdu. İlk ve Ortaokulu Karaman’da yaptıktan sonra 1946 yılında Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. 1949 yılında da Harp okulundan mezun olduktan sonra on yıl kıta subaylığı hizmetini yaparken, asker olarak Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesini bitirip Astsubay Okulu ve Heybeliada Deniz Harp Okulunda uzun süre edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Bekir Sıtkı Erdoğan 1973 yılında bestelenen Cumhuriyet’in 50. yıl Marşı’nın da söz yazarıdır.
Konu ve biçim bakımından yeni şiirin özelliklerinden ayrılarak, halk şiiri tarzındaki eserleriyle tanındı. Bunlardan civan ve halk edebiyatı şiirimizin sadeleşmiş şekline benzer ilk 22 şiirini bir kitap halinde 1949’da yayınladı. Çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinde şiirleri yayınlandı. En çok meşhur olan ve tanınan şiirleri, “Hancı” ve “Asker Mektubu” adlarıyla bilinen meşhur “Binbirinci gece” ve “Kışlada Bahar” şiirleridir. Bir çok şiiri bestelenerek dillerden düşmeyen şarkılar haline getirilmiş ve şarkı olarak söylenmiştir.
Bekir Sıtkı Erdoğan İstanbul’da ikamet etmektedir.
Eserlerinden bazıları:
1- Bir yağmur Başladı 2- Dostlar Başına 3- Gönüller Kavşağı 4- Sabır Sarmaşıkları
KARAMAN
Karaman’a hasretliğim
Üzüle üzüle bitmez
Yollar bir ip, dağlar düğüm
Çözüle, çözüle bitmez
Sabah erkekler işine,
Döner akşamın beşine
Güğümler çeşme başına
Dizile dizile bitmez
Biçim, biçim fistanları
Dile gelmez destanları
Güz gelince bostanları
Bozula bozula bitmez
Kalesi tek bir şaheser
Hatunya, dilsizdir susar
Mansur dede, Abbas, Hisar
Gezile gezile bitmez
Kırmale yolların sonu
Şamkapıya bakar yönü
Kırmaleden öte yanı
Kazıla kazıla bitmez
Git gör İmaret’i aman
Kimler geçmiş zaman zaman
Velhasıl şu Karaman
Yazıla yazıla bitmez.
KIŞLADA BAHAR
Kara gözlüm efkarlanma gül gayrı
İbibikler öter ötmez ordayım
Mektubunda diyorsun ki: gel gayrı
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım
Ah çekerim resmine her bakışta
Bir mahzun var o boyun büküşte
Emin ol ki, her sigara yakışta
Sanki duman tüter tütmez ordayım
Dağlar, taşlar bu hasretlik derdinde
Sabır, sebat etmez, gönül yurdunda
Akşam olur tepelerin ardında
Daha güneş batar batmaz ordayım
Aramıza dağlar girmiş koskoca
Meraklanma, gönlüm dağlardan yüce
Bir gün değil, beş gün değil, her gece
Yatağıma yatar yatmaz ordayım
Bahar geldi koyun, kuzu koklaştı
İki aşık dört senedir bekleşti
Kara gözlüm, düğün dernek yaklaştı
Vatan borcu biter bitmez ordayım….
BİNBİRİNCİ GECE
Gurbetten gelmişim yorgunum hancı
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş
Aman karanlığı görmesin gözüm
Beyaz perdeyi ger yavaş yavaş
Sıla burcu burcu, ille ocağım
Çoluk çocuk hasretinde kucağım…
Sana her şeyimi anlatacağım
Otur baş ucuma sor yavaş yavaş
Güç bela bir bilet aldım gişeden
Yolculuk başladı Haydarpaşa’dan
Hancı n’olur elindeki şişeden
Birkaç yudum daha, ver yavaş yavaş
Ben o gece hem ağladım hem gittim
İki gün diyardan diyara uçtum
Kayseri yolundan, Niğde’ye geçtim
Uzaktan göründü Bor yavaş yavaş
Garibim; her taraf bana yabancı
Dertliyim; çekinme doldur be hancı,
İlk önce kımıldar hafif bir sancı
Ayrılık sonradan, kor yavaş yavaş
Bende bir resmi var yarısı yırtık
On yıldır evimin kapısı örtük
Garip, bir de sarhoş oldu mu artık
Bütün sırlarını, der yavaş yavaş
İşte hancı ben her zaman böyleyim
Öteyi ne sen sor ne ben söyleyim
Kaldır artık, boş kadehi neyleyim
Şu benim hesabı, gör yavaş yavaş.. |