İKEV büyüklerimin zat-ı alilerine sürdürmüş ve sürdürmekte oldukları çalışmalardan dolayı
bir şükran babında yazılmış naçizane bir şiirdir.
BİR YOL HİKAYESİ
Açtım gözlerimi sağım ova solum bayır.
Bir telaş vardı soramadım: Ana ne hayır?
Su vardı ibrikte, belliydi dışı bakır.
Kırk günlük bir bebek, gözlerde çakır.
Neler oluyor bile diyemeden valideme.
Haydi oğlum okulun Siyahser git Hamdi öğretmene.
O ki verecektir sana gerekli malumatı.
Olmalısın sende bu memlekete bir yüz akı.
Dedi ki yoğrulmalıymışım Türklük şuuru İslamiyet diniyle.
Kolay iş değil tabii buda haliyle.
Göndermediler de şu koca İstanbul’a beni biriyle.
Hak beraber dediler hep sevdiği kuluyla.
Bilmezdim sılayı rahim’i İstanbul’a gelmeden.
Bir hülyadaydım bakıyordum bilmeden.
Öyle ki sevgili kuluymuşum Hakk’ın.
Yoktu zaten ondan bir gizlim saklım.
Bir rahmet eli işaret etti bana .
Bir han idi orası biçare insana
Tahammül edemezdim denizde bir damla olmaya.
Bende geldim dedim: İKEV kapıların aç sana.
Görülmezdi bu yerde kimseler hakir.
Belli olmuyor mu? Herkes çok şakir.
Bu insanlar ile benliğimiz kalır ilelebet bakir.
Keşke sende görseydin burayı ey Kazım KARABEKİR.
İKEV büyüklerim saymayla bitmez.
Ne kadar ödesem de üstümde hakları bitmez.
Onların yanında memleketin hasreti pek tütmez.
Bir isteğim kabul ise helallik derim.
OSMAN GÜNGÖR
|