- Halkevi: (Ahmet Tâlat Duru'nun Karaman'ın Yakın Tarihteki Kültürü ve Gelenekleri kitabından özetlenmiştir.)
1930'lu yıllarda Ahmet Şen'in yöneticiliğini yaptığı Halkevi, Canbaz Gazi Türbesinin yanındaki şimdi yerinde olmayan binada faaliyet gösteriyormuş. Bünyesinde kütüphane, spor kulübü, bando takımı varmış. Zaman zaman Türk Müziği kursları açılırmış. 1931 yılında 8 bayan kemancı ve utçu bu kurstan mezun olmuş. Küçüklere ise mandolin ve keman kursu ile piyano eşliğinde şarkı ve nota öğretilirmiş. Bu çocuklar da halka açık konserler veriyormuş. Nişan, düğün törenleri ve toplantılar için salon ücretsiz olarak veriliyormuş. Biçki — dikiş kursları ücretsiz olup, ürünler salonlarda sergileniyormuş. Dışarıdan getirilen güreş hocası güreş kulübü üyelerini eğitiyor, mahalle tiyatro toplulukları temsillerini yine bu salonlarda veriyorlarmış. Baylı — bayanlı tıklım tıklım dolu mekânlarda oyunlar sık sık alkışlarla kesilirmiş.
- Türk Dil Bayramı: (Hasan Pınarbaşı'nın Karaman'ın Geçmiş Elli Yılı ve Tanınmış Kişileri kitabından özetlenmiştir.)
1961 yılında ikincisi kutlanılan Türk Dil Bayramı Gazi İlkokulunun bahçesinde öğretmen Ali Ünlüer'in idaresinde yapılmış. Hazırlanan sahnede Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası "Saraydan Kız Kaçırma" operetini sergilemiş. Suna Kan çok alkışlanmış. Oda bu ilgiye, sanata ve sanatçıya gösterilen duyarlılığa teşekkür etmiş. Sonraki yıllarda Konservatuar ve Bale öğrencileri tam dört defa Karaman'a gelmişler.
- Süvari Okulu ve Alayı: (Hasan Pınarbaşı'nın Karaman'ın Geçmiş Elli Yılı ve Tanınmış Kişileri Kitabından özetlenmiştir.)
Kırbağı mevkiinde ve Zembilli Ali Efendi mahallesinin bulunduğu yerde Süvari Binicilik Okulu, Topçu Taburu ve Mühimmat Depoları varmış. Askeri birlikler şehrin sosyal hayatını ve ekonomisini olumlu yönde etkiliyormuş. Milli bayramlarda Süvari Okulu ve Alayı (91. Alay olsa gerek) atlarına binmiş vaziyette arkalarından kadanaların çektiği büyük top arabaları ve katırlara yüklenmiş top ve makineli tüfekler olduğu halde resmi geçin yaparlarmış. Bir defasında eski Hükümet — Kışla Caddesinde (Ahmet Hilmi Birant Caddesi) seyir halinde olan bir tank fren takımlarındaki arıza nedeniyle ancak bir dükkâna girdikten sonra durabilmiş.
- Kırbağlardan Bir Anı: (Hasan Pınarbaşı'nın Karaman'ın Geçmiş Elli Yılı ve Tanınmış Kişileri kitabından özetlenmiştir.)
Kırbağlardaki bir üzüm bağına alaydan birkaç asker oturup üzüm yerler. Bağ sahibi başka bir sebep var mı bilinmez bunlara çıkışır. Bu durum içlerinde varlıklı olan bir askerin gücüne gider. "Bağınızın fiyatın nedir?" diye sorar. El senedi ile bağı alır. Asker terhis olur gider. Askeri birlikler başka yerlere taşınır. Zamanla Kırbağlar bağ olmaktan çıkarak kıymetlenir ve imara açılır. Asker yıllar sonra kadastronun geçtiği bu yerleri 1977 yılında Karaman'a gelerek 40 milyona satar.
- Yer köprü Hidroelektrik Santrali: (Hasan Pınarbaşı'nın Karaman'ın Geçmiş Elli Yılı ve Tanınmış Kişileri kitabından özetlenmiştir.)
Günümüzde faal olan santralın yeri daha 1917 yılında bir Alman mühendis tarafından yerinde incelenmiş rapor hazırlanmış. Belediye Başkanı Ahmet Efendi (Milli Eğitim Eski Bakanı İbrahim Öktem'in babası) konuyla ilgilenmiş. Fakat 1. Dünya Savaşı şartlarında bu girişim sonuçsuz kalmış.
- İl Halk Kütüphanesi:
1988 yılına kadar 1. İstasyon Caddesi girişindeki Hacı Beyler Camisi idi. Konumu ve o yıllardaki şartlardan olacak dolup taşardı. Zamanın Kaymakamı M. Tevfik Özbilgin tarafından ANAP iktidarı sırasında bazı muhalefet eden gruplara rağmen taşınmıştır. Tahliye ve nakliye hoyratça yapılmış. Bazı kıymetli eserlerin bu sırada şüpheli biçimde kaybolup sır olduğu bir müddet konuşuldu. Her önemli şey gibi bu konuda unutuldu gitti. Günümüzde ise yeni yerini bilmeyenlerin çokluğundan olacak salonunda inlerle cinler top oynuyor.
- 40 – 50 Yıl Önce Giyim Kuşam:
Giyilen, kullanılan şeylerin pek çoğu evlerde annelerimiz tarafından dikilirdi. Perde, örtü, çarşaf ne varsa onların becerikli ellerinden çıkardı. Bebeklerin giyeceği, bezleri, battaniyesi, beleği bile. Gençlerin ve yetişkinlerin pijamaları ise Sümerbank'tan alınan ve sadece birkaç değişik renkli boyuna kalın çizgili kumaştan ibaretti. İç çamaşırlarımız ise yine aynı yerden alınan bir top kaput veya patiskaydı. Yine annelerimiz tarafından ve mutlaka bol olarak dikilirdi. "Anne şunları biraz küçük dik" "olur mu oğlum, büyüğe çare var küçüğe yok" şeklinde diyaloglar geçerdi. Bereket 1970’li yılların başında Eros ve Yıldız marka pijama ve külotlar çıktı. Biraz da alabilir oldukta rahatladık.
Erkekler pantolon ve delmeli (yelekli) takım elbiselerini terzi esnafına diktirir, pantolonların İspanyol paçaları bayanlarda olduğu gibi köşeleri yine sahibinden önce dönerdi. Kadın — erkek herkesin bir — iki kat (takım) elbisesi olurdu hepsi o. Hiçbir şey delinmeden, tamir edilip yamanıp eskimeden atılıvermezdi. Her şeyin aşırısı israf sayıldığından sade, mütevazi ve sınırlı şeylerle yetinilirdi. Kanaat diye bir şey vardı. Fakir — zengin hemen hemen aynı şeyleri giydiği, aynı şeyleri yediği için sosyo — ekonomik farklılıklar en az seviyedeydi. Günümüzde ise insanımız moda olan, kendilerine uygun buldukları veya dayatılan giyim kuşamı benimsemiş, sonunda ortaya kimliksiz, alacalı bulacak, karın barsak dışarıda bazen çok dar, bazen de bollum sallım giyinme diyemeyeceğim bir örtünme modeli çıkmıştır. Estetik, kaygı ihmal edilmiştir. Günümüzün iyi bir tarafı var o da; insanımızın özellikle de gençlerimizin çağın gereği olan her şeyden, teknolojinin nimetlerinden aşırılık ve yanlışlarla da olsa sonuna kadar yaygın bir şekilde istifade etmeleridir.
- Radyo ile tanışma: (Ahmet Talât Duru'nun Karaman'ın Yakın Tarihteki Kültürü ve Gelenekleri kitabından özetlenmiştir.)
Karaman halkı radyo ile 2. Dünya Savaşı yıllarında tanışmış, savaş haberlerini eski taş belediyenin balkonundan yayın yapan bataryalı radyodan almıştır.
- 1930'lu yıllardan birkaç rakam: (Ahmet Tâlat Duru'nun Karaman'ın Yakın Tarihteki Kültürü ve Gelenekleri kitabından özetlenmiştir.)
Karamanın nüfusu 9.000 idi. Bir tarla futbol sahası yapılmak üzere 400 liraya istimlâk edilmiş.
Perakende sebze pazarı ve kasaphane 3.500 lira harcanarak yapılmış.
Mezbaha binası 3.000 lira harcanarak yapılmış.
- Mahalle Bekçileri:
Görünürde öyle bir kötü, kötülük veya güvenlik sorunu olmadığı halde kurumlaştığından olacak işlevini sürdürüyordu. Adım başı kötü ve kötülüğün olduğu günümüzde ise böyle bir kurum yok. Kimse kilit gora (anahtar) bilmez taşımaz. Kapılar ardına kadar gerikti (açıktı). Onlar büyüklerimizin bayramda seyranda küçük hediyelerle gönüllediği mahallemizin bir büyüğü, adeta horantasıydı (aile bireyi). Çocukların ise tatlı sert amcasıydı. Akşam ezanı okunduğu halde oyuna doymayan çocukların evlerine girmelerini sağlamak için düdüklerini biraz sertçe öttürdükleri de olurdu. Bekçilerin gecenin ilerleyen saatlerinde birbirleriyle düdükleri vasıtasıyla haberleşmeleri ise, bize uzaktan evimize kadar ulaşan devletin emniyetli sesi olurdu.
- Ulaşım:
1940'lı yıllarda ulaşım at, eşek ve develerle yapılıyormuş. Sadece üç kişinin otomobili varmış. Hasan Şenalp, Ermenekli Hüsnü ve Hasan Leblebici. Köy yerine bir otomobil geldiğinde otomobili köylülerden köy bekçisi korurmuş.
- Yaygın bir meyve: Gaysi (Kayısı)
Kayısı ağacının ve meyvesinin çokluğundan olacak büyüklerimiz veya bahçe sahibi, biz çocuklara "içi (çekirdeği) sizin, dışı benim" hesabı ile yardırıp sergiye serer. Ama kayısı kurusu olarak satar, ama hoşaf (komposto) ve kuruyemiş
olarak tüketirdi. Söylemeden edemeyeceğim: Porsuk Mahallesinde eskiden Toptancı Sebze Hali olan yer daha önceden dedem Ahmet Mısırlıoğlu'na aitti. Ben ve arkadaşlarım bazen işi zıvanasından çıkararak, kayısıları toprağa (gömer), çekirdekleri pazarcı Mehmet Onat'a hesabı yapardık. Sattığımız çekirdiğin parasıyla da Yeni Sinemayı boylardık.
- Sinema:
Sinema 1960'lı - 1970'li yılların en büyük kültür ve eğlence aracıydı. Zaman zaman iki — üç film oynardı. Filmin duyurusu çift taraflı tahta levhalara asılan film afişleri ile bir at arabasının üzerinde şehirde gezdirilerek yapılırdı. Bu işi Kırmahalleli Hasan Güngör elinde tenekeden kocaman bir ağızlık huni ile "Alov alov... Dikkat dikkat... Bugün Yeni Sinemada..." diye bağırarak yapardı. Bir ara Killing şurada... Killing burada... diye bir dizi film yapılmıştı. Hasan Güngör filmin kahramanının giydiği siyah — beyazlı boydan kostümünü giyer, Karaman'ın çoğu asfalt olmayan taş — toprak yollarından olacak, hoplaya hoplaya giden arabadan ikide bir dengesini kaybederek düşerdi. Sinemaya baylı — bayanlı girerken kaldırımlarına dizili devrambercilerden (ay çekirdeği) bir külah devramber alınır. Film boyunca çitlenir (yenir) kabukları ise yere atılırdı. Kulağımızı, kazara aynı anda yüzlerce kişinin devramber sesine verdiğimizde ise ne filmin sesini duyabilir ve ne de filmi anlayabilirdik. Film bitip de sinema dağıldıktan sonra kabuklar, çalı süpürgesiyle sinemanın önüne adeta kürünür (kürenir). Hesarlı (Hisarlı) Celal bir at arabasıyla veya üç tekerlekli ile birkaç defa döküp dönmek suretiyle ancak kaldırabilirdi.
- Yeni Sinema:
İsmet Paşa Caddesinde 1960'lı yılların hemen başlarında işletmeye açıldı. Açılışı münasebetiyle birkaç gün ücretsizdi. Salon, balkon ve localar olmak üzere üç bölüm olup, yıllarca şehrin yoğun ilgisine mazhar olmuş büyük bir sinemaydı. Seyircisi; kız oğlandan ayrıldığında ağlar, barıştığında sevinil. Filmde kötü adamı yuhalardı. Kız zor durumdayken esas oğlanın onu kurtarmaya koşarak gelmesini alkışlarla çılgınca destekler, film koptuğunda ise oturduğu tahta koltukları vurarak protesto ederdi. Zaman zaman gelen ses sanatçıları, dansözlü turneciler geniş sahnesinde sanatlarını icra ederlerdi.
- Futbol Kulüpleri
Karaman İdmanyurdu (Sarı — Kırmızı) 1923'te, Larendespor (Sarı — Lacivert) 1946'da, Kalespor (Siyah — Beyaz), Altugspor 1955'de, Yunus Emre Spor (Kırmızı — Siyah), Karamanspor (Sarı — Kırmızı) 1966'da kurulmuştur. Günümüzde Karamanspor şehrimizi 3. ligde temsil etmekte olup, diğer kulüpler ise tarih olmuşlardır.
Mahalle takımları arkadaş gruplarından ve mahalleli arkadaşlardan oluşurdu. Maçlarını günümüzdeki, Gümüşler İşhanı çukurunda, Milli Eğitim Müdürlüğünün eski yerinde ve Birinci İstasyon Caddesinde Akdoğan çukurunda yaparlardı. Formalar çoğu zaman yarım kollu iç fanilalar paket toz boya | ile boyanarak veya göğsüne renkli kuşak bez teğellenerek yapılırdı. Mahallerarası ve turnuva maçları kıran kırana geçer, müsabakaları izlemeye günümüzdeki Karamanspor'un seyircisinden daha fazlası gelirdi. Tekkespor'un Hisarspor'un maçları sert geçse de biterdi. Kırmahallespor'un maçları da sert geçer fakat kavgasız geçmezdi. Maçları yarım kalır, bitmezdi. Maçın skoru ise tartışılır dururdu.
- Başakspor:
1970'li yılların ortalarında kurulmuş efsane kulüptür. Şıhali Yalçıner takımın hem oyuncusu, hem antrenörü idi. Medeni Ziya Yavuzaslan ve Mahmut Büyükyağcı Kulüp Başkanlığı yapmıştır. Konya Üçüncü, İkinci ve Birinci Amatör Kümede (Namağlup) şampiyonlukları vardır. Türkiyenin üç defa üst üste ilk namaglûp takımı unvanına sahip takımdır. Marshall Boya bu başarısından dolayı forma ve malzeme hediye etmiştir. Centilmenlik Kupası almış, yılın kulübü seçilmiş, bünyesinde avukat, diş hekimi, işletmeci (fakültesi) mezunları olduğundan Konya Bölgesinde en çok üniversiteli oyuncuya sahip tek takımı idi. Başaksporun golcüsü ve gol kralı Davut Aslan'dı.
- İtfaiye Teşkilatı : (Ahmet Tâlât Duru'nun Karaman'ın Yakın Tarihteki Kültürü ve Gelenekleri kitabından özetlenmiştir.)
Telefonun yaygın olmadığı yıllarda yangın haberini bir bisikledi veya bir at arabacısı üsdenir ve itfaiyeye iletirmiş. Teşkilat yangın tulumbasını, hortumu ve diğer alet edevatını at arabasına yükler yangın yerine bir de varırlar ki; yangın ya çevreden yetişen insanlar tarafından söndürülmüş olur, ya da yanan ev dükkan tamamen yanmış olurmuş.
Belediyenin itfaiye aracı olan 1946 model Ford kamyon, zabıta amiri Nuri Koçak tarafından Ankara'ya götürülerek itfaiye aracına dönüştürülmüş, itfaiye aracı Karaman'a gelince şehrin ana caddelerinde tur atmış, klakson çalıp personeli halka el sallamıştır.
- Hükümet — Kışla Caddesi:
Cadde Karaman'ın Beyoğlu İstiklal caddesiymiş. Eşraftan zenginler ve memurlar otururmuş. Kaldırımları taş ustası Ermeni ustalar tarafından yapılmış. Gençler ve aileler en güzel giyeceklerini giyinip bu caddede gezintiye çıkarlarmış. Şehrimizde anıt niteliğinde yapılar yakılmış, yıkılmış, günümüze intikal edememiştir. Burada da eski mimari yapılardan sadece birkaç örnek kalmıştır. Bu güzel cadde eski ortaokul ve lisenin olduğu, günümüzde ise Yunus Emre İlköğretim okulunun bulunduğu caddedir.
- Kızlı Kahve:
Günümüzde Kore Eczanesinin olduğu yer imiş. İşletmecisi Ermenekli Deli Sait (Doğan) mış. (Pazarcı Abidin Doğan'ın babası). Alkolsüz mekanda bayan sanatçılar sanatlarını icra edermiş.
- Kahveli Bahçe:
Seki çeşme mahallesinde olup içinden eski garaja doğru akıp giden ırmak geçermiş. Sahne alan sanatçılar önce koro sonra solo program yaparmış. Ön sandalyelerin bayanlara tahsis edildiği mekânda, zaman zaman dışarıdan gelen meşhur güreşçiler güreş tutarmış.
- Karaman (Eski) Cezaevi:(Hasan Pınarbaşı'nın Karaman'ın Geçmiş Elli Yılı ve Tanınmış Kişileri kitabından özetlenmiştir.)
Tapucak Mahallesindeki Çeşmeli Ermeni Kilisesi tadilatla cezaevine dönüştürülmüş. Bir yarım asır atıl durumdan faal üretim merkezi haline gelmiştir. Bu cezaevinde erkek mahkûmlar mobilya imalatı, yün boyama işi, halı dokuma, boncuk dizimi, kuşçuluk yaparmış. Kadın mahkûmlar ise çul dokuma, çıkrıkla ip eğirme (bükme), örgü makinesi ile üretim yaparmış. Günümüzde orijinal mimarisine tekrar dönmüş dimdik ayakta olup, gelmeyeceğini bildiği halde ziyaretçilerini bekler gibidir. |