Nasıl anlatmalı? Nasıl anlatmaya başlamalı ki bilmem. Herşey 1 Mart cumartesi günü Ahmet Büyükemre'yi ziyaret ettiğimde başladı.Sohbetimizde bana bir konudan bahsetti, bu konu hakkında küçükte olsa bir faydamın dokunabileceğini söyledi.
Nasıl anlatmalı? Nasıl anlatmaya başlamalı ki bilmem. Herşey 1 Mart cumartesi günü Ahmet Büyükemre'yi ziyaret ettiğimde başladı.Sohbetimizde bana bir konudan bahsetti, bu konu hakkında küçükte olsa bir faydamın dokunabileceğini söyledi.Bu, tüm hemşerilerimizin beklediği İstanbul Karamanlılar Evi’nin temelinin atılması ile ilgiliydi. Temel atılması esnasında günün önemini belirten bir konuşma hazırlayıp hazırlayamayacağımı sordu ve bende seve seve yapacağımı söyledim.
İstanbul! Herkesi içine çeken şehir. Benimde benliğime nasıl kazınmışsa Karaman’dan bu şehre gelmek için elimden geleni yaptım denebilir. Karaman gibi minik bir şehirden buraya gelipte sudan çıkmış balığa dönmemek mümkün değil. Tabi burada bir üniversite kazanmakla da iş bitmiyor öncelikle kalacak yer bulmak zorundaydım. Bana evimin sıcaklığını verecek,okula ulaşımı kolay ve temiz bir yurt bulmak o kadar zor ki anlatamam bunu yaşayan bilir. Yaşadığım bu zorluklardan sonra vakfımızın bir yurt yapacak olmasını duyunca o kadar mutlu oldum ki tahmin edemezsiniz. Tam olarak bir hafta içerisinde konuşmamın nasıl geçeceğini, sesimi nasıl titremeden çıkaracağımı, heyecanımı nasıl yeneceğimi düşünüp durdum. Hak verirsiniz ki kimse başarısız olmayı tercih etmez. Bu benim için çok heyecanlı ve ilginç bir süreçti.
Vakfın elinde bulundurduğu arsanın büyük uğraşlar sonunda vakfa kazandırılmış olması ve vakfımızın başkanı Suat Sözer’in öncülüğünde bıkmadan usanmadan çalışmalarını sürdüren, bu işe gönül vermiş tüm hemşerilerimizin büyük emeklerinin olması benim heyecanımı ve hata yapma endişemi daha da arttırıyordu. Yurdun yapılacağı arsaya geldiğimizde beklediğimden fazla kalabalıkla karşılaştım ve bu benim iyice gerilmeme neden oldu çünkü toplum önünde ilk defa mikrofon ve kameralar karşısında konuşacaktım. Benim konuşma sıram gelinceye kadar geçen zaman ömrümden 10 yılını aldı desem abartmış olmam. Sonunda sıra bendeydi ve konuşmama başladım. Artık korku ve heyecanla yüz yüzeydim nasıl konuştuğumu hiç hatırlamıyorum ama gelen tepkilerin olumlu yönde olması içimi rahatlattı. O gün heyecanlı olan yalnız ben değildim. Uzun zamandır bu temel atılmasını bekleyen vakfımız başkanı, yönetim kurulu üyeleri, kurucu üyeleri, oradaki maddi manevi desteklerini esirgemeyen hemşerilerimizin heyecanlarına tanık olmak inanılmaz bir duyguydu. Hepinize sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Bundan sonrasında da hep birlikte el ele verip yeni başarılara imza atmak dileğiyle
|