Hüzünlü Bir Gece

Tarih 29 Temmuz Salı. Dünya kazan ben kepçe! Gidiyorum gündüz gece! Günler geceye karışıyor, artık zaman üzerine düşünmemeye çalışıyorum. Bu sefer yolculuk İstanbul’dan.

Önce Frankfurt, sonra Montreal. Hamza ve Ayşe, benim her zamanki uğur-lama arkadaşlarım, akşam vakti ortak noktamız Kadıköy’de buluşuyoruz. İstanbul’da son bir kez balık ekmek yemeden olmaz. Öyle değil mi? Balık ekmek ve çay faslının ardından hepimiz ellerimizde ağırca bir valiz biniyoruz son seferini yapacak olan Kadıköy-Karaköy vapuruna. Hamza bir taraftan söyleniyor: “Hayatım senin valizlerini taşımakla geçti, eridim bittim artık!” Biz de için için Hamza’ya acısak da duymamazlıktan geliyoruz. Uçak saatim sabah 5.50. Fakat biz elimizde kuru yemiş, Ayşe’nin yaptığı börekler filan derken havaalanına piknik yapma edasında gidiyoruz. Neyse ki Karaköy’den tramvayın en son kompartımanına elimizdeki valizleri zor atıyoruz. Hele şükür, fazla kalabalık değilmiş diyoruz birbirimize; bir taraftan da kim olacak bu saatte, herkes uykusunu yarılamıştır evceğizlerinde diye tespitimizi nedenselliştiriyoruz.
Hakikaten de tramvay bom boş; ancak İstanbul’un delileri, çılgınları o saatte ayakta oluyormuş demek ki. Kendini “aslanım Ramço” diye nitelendiren gece kuşu bir tarzan yanımızda bitiveriyor. Hareketler tam Bakırköy’lük. Sağa sola sataşıyor, garip mimiklerle, tarzanvari hareketlerle yolcuları rahatsız ediyor, sigara yakmaya bile kalkışıyor… Hepimiz acayip tırsıyoruz; bir taraftan da içimizden “Bakırköy’e az kaldı, şimdi iner bu gece kuşu.” diyoruz. O da ne! Duraklar azaldıkça yolcular birer ikişer iniyor, bir tek bu amca bizim valizlerin yanında gece sporunu yapıyor. Tırsaklığımız gitgide artarken kim düşünür valizleri? Koşar adım tramvayın diğer ucuna gidiyor ve valiz bekçimiz Hamza’yı Ramço ile yalnız bırakıyoruz. İndi mi inecek mi derken, sanırım değerli arkadaşımız Hamza’yı çok sevmeyen rahatsız Ramço da sonunda tamvayı terkediyor. “Oooley be! Hele şükür indi.” diye çocuklar gibi seviniyoruz.
İki durak kalıyor Atatürk Hava Alanı’na. Tramvay delisinden sağ salim kurtulduğumuza gülüp eğlensek de içimizde hep bir burukluk var. Saatler geçtikçe ayrılığın hüznü çöküyor hepimize. Üzerimizde de valizlerin verdiği bir yorgunluk var, hava alanına girince yerlerde uyuyakalmış yolcuları görünce uyku gözümüzden akıyor. Buna rağmen pikniklik erzaklarımızı çıkartıp başlıyoruz muhabbete. Tam bu esnada “ben biraz gözlerimi dinlendireyim” bahanesiyle Hamza başlıyor uyumaya. Sonra saatler çok çabuk geçiyor. 3.30 gibi biletimizi check-in yaptırmak için Hamza’yı uyandırıp Lufthansa’nın yerine doğru yürümeye başlıyoruz. İşlemlerimizi online yaptırdığımız için fazla sıra beklemeden valizleri teslim ediyoruz. Üzerimizden ağırlıklarımız gitse de ayrılığın ağırlığı şimdiden çöküyor omuzlarımıza. Biraz önce gülüşen bizler şimdi susuyoruz. “15 Mayıs’a ne kaldı ki şunun şurasında, hemencecik geçer.” diye birbirimizi teselli ediyoruz.
Saatler 5.00’ı gösterdiğinde ayrılık vakti gelip çatıyor. Herkesin kafası önünde,  birbirimizin yüzüne eskisi gibi bakamıyoruz. Ağlamamak için kendimizi çok zorlasak da gözlerimizden yaşlar dökülüveriyor gecenin karanlığında. sBen uçağın kalkacağı kapıya doğru yürümeye başlıyorum; arkada sevdiklerimi bırakarak. “Bakmayacağım arkama” diyorum; ancak beceremiyorum, dönüp dönüp bakıyorum. Yıllardır hayatımın her anında, ne önümde ne arkamda hep yanı başımda olmuş iki insanı son kez görmek istiyorum. Dönüp bakıyorum arkama; el sallıyorum, gözümde yaşlarla tekrar önüme dönüyorum ve kendi kendime fısıldıyorum:
“Boşuna çekilmedi bunca acılar,
Büyük ve sakin Süleymaniye'nle bekle.
Parklarınla, köprülerinle, meydanlarınla,
Bekle bizi İstanbul.”

 
   
   
 
Nuran Uyar
Sami Ölçer
Karaman'da Dil Bayramı... Ankara'dan Mektup Var
Bu kez değişikti yolumuz. 10 Mayıs sabahı saat 10.00 da Haydarpaşa Gar'ından özel bir tren kalkacaktı. Rıfkı'nın Kitabı
Bu Rıfkı kim mi? Rıfkı BOYNUKALIN. Ortaokul arkadaşım. Belediye zabıta amiri Fahri Amcanın oğlu.
devamı >> devamı >>
 
 
 
 
İstanbul Karamanlılar Eğitim Vakfı İstanbul'da Öğrenci Olmak
Sizler için bir şiir... Bir kuş havalanır Karaman’dan koklayarak toprağını, Gurbet ateşi...
devamı>>
Üniversiteye gidecek birçok öğrencinin rüyasidir İstanbul gibi efsane olmus bir şehirde yasamak.
devamı>>