Türkü: Türk kelimesinden doğmuştur ve 'Türklere mahsus ezgi (melodi)" manasına gelir. Türküler, umumiyetle herkesin anlayabileceği ortak, sade ve tabii bir dille, hece vezni ile söylenmekte veya yazılmaktadır. Çok az da olsa aruz vezni ile yazılanları da vardır. Türkülerimiz "uzun hava" ve "kırık hava" olmak üzere iki kolda toplanmaktadır.

DEVECİ TÜRKÜSÜ

Deveciler kater kater Zincirleri suya batar Ayrılık ölümden beter Vermen beni deveciye

Heybede ekmek bitti mi? Babam çifte gitti mi? Analık keyfin yetti mi? Vermen beni deveciye

Devecinin yükü şeker Şehirden şehire çeker Anası dul, oğlu bekâr Vermen beni deveciye

Develer yola dizildi Dizimin bağı çözüldü Aklım kesti verecekler Gözlerimden kan süzüldü

Ah mı derim vah mı derim Dağlarda koyun güderim Yakman elime kınayı Ben kınasız da giderim

Aldım elime aynayı Giderim ağlayı ağlayı Öksüz kız nitsin kınayı Vermen beni deveciye

Karaman'dan gelir hıyar Hıyar kabuğunu soyar Yavaş gelin alıcılar Mezardaki annem ağlar

Kara çadır ıldır ıldır Kardeş tabancanı doldur Vallah kardeş suçum yoktur Zalim analığı öldür Vermen beni deveciye

KAYNANA TÜRKÜSÜ: (Kına gecesinde) Kaynana kabak gibi Görümce şebek gibi Oğlanı da sorarsan Vitrinde bebek gibi Tarlanızda otmuydum Üstünüzde yükmüydüm Bir evin bir kızıydım Gözünüzde çok muydum? HALI DOKUYA DOKUYA: (Taşkale Türküsü) Orta Asya'dan çıktık yola Halı dokuya dokuya Ayrıldık onsekiz kola Halı dokuya dokuya Koyundan kırktık getirdik Obada kirman eğirdik Ot kökünden ip batırdık Halı dokuya dokuya Bacaya al bez asılır Sındıyla duman kesilir Bulgur sahını esilir Halı dokuya dokuya Şafak atar uyanırız Al kuşağı dolanırız Kara şalvar giyiniriz Halı dokuya dokuya Ocağımız tüter gider Çehizimiz yeter gider Ömrümüz de biter gider Halı dokuya dokuya Desenimiz özümüzdür Nur akıtan gözümüzdür Halıdaki izimizdir Halı dokuya dokuya Muradımızdır alımız Kızıllar Köyü belimiz Kirkit vuruyor elimiz Halı dokuya dokuya KINA TÜRKÜSÜ Kız anası, kız anası Hani bunun öz anası Anam kızın çokmuydu Hiç mehilin yokmuydu Damınızda otmuydu Anam size yükmüydü Bir kız size çok muydu? Gidiyorum elinizden Kurtulayım dilinizden Yeşil başlı ördek olsam Sular içsem gölünüzden Atladı çıktı eşiği Sofrada koydu kaşığı Büyük evin yakışığı Kız anası, kız anası Hani bunun öz anası AYRILIK Aman, yücedağ başıma kurdum anlık Yar yoluna ben olmuşum sarılık Evvel sevip, sevip sonra ayrılık Yalan mı diyeyim zor gelir bana Aman yüce dağ başında oğlak güderim Ağlama sevdiğim buymuş kaderim Anandan babandan fayda yoğusa Kömür gözlüm tut elimden gidelim Altın kirmanını almış eline Yüzünü çevirmiş yayla yoluna Allah’ım gözelliği vermiş geline Göç giderken bir geline rastladım Yayla yollarında göç kater kater Ateşim yanmadan dumanım tüter Yaylanın pınarı bal bana yeter Arının yaptığı balı niderim Çıktım yüklü gün başına Bağırdım dudu kuşuna Doğan ayın onbeşine Kız anan kınan kutlu olsun Söyle dillerin tatlı olsun ••••• Yine çöktü boz kayanın dumanı Gelin, kaldır göğsündeki kumanı Hacılar bayramı, tekbir zamanı Eller düğün bayram etsin Biz ah edelim, ah gelin Atladı çıktı eşiği Sofrada kaldı kaşığı Kız bu evin yakışığı Kız anası, kız babası Arpa getir saçılayım Orak getir biçileyim Baba kızın çokmuydu Biricik kızın yükmüydü Kör olası emmiler Hiç oğlunuz yok muydu ? Kız anası kız anası Hani nerde öz anası HABİLLER TÜRKÜSÜ Habiller'in kavakları Şır şır akar olukları Ben köyüme doyamadım Pilavlıdır çanakları Habiller'in önünde var çeşme Gel arkadaş yaramı deşme Yolun düşerse bizim köyden geçme Aşık olursun köyümün güzelliğine

 

 

KEBAP TÜRKÜSÜ

Kebap ince, şiş ince
Kebap şişte pişince

Aman aman neneler
Tombul tombul memeler

Keten gömlek tetiri
Öldüm kahir götürü

Nakarat

Kebabı ince doğra
Geçeriken bize uğra

Nakarat

Keten gömlek mil ile
Kız oynattım zil ile

Nakarat

Kebabın tuzu gibi
Ağlarım kuzu gibi

Nakarat

Keten gömlek dize dek
Akşama gel bize dek

Nakarat


BERBER TÜRKÜSÜ

Şu berberin usturası gümüşten
Başım alıp çıkamadım bu işten

Aman aman şişmanım aman
Karakollara düşmanım aman
Sevdiğime pişmanım aman

Şu berberin dükkanı var bucakta
Berber, tazeleri oynatırmış kucakta

Nakarat


KIRAT TÜRKÜSÜ

Çekin kıratımı nalbant nallasın
Verin parasını hakkı kalmasın

Sen gülüm, kaymağımsın gelin aman
Efelerin oynağısın güzel aman

Çekin kıratımı binek taşına
Ellerim ulaşamaz eyer kayışına

Sen gülüm, kaymağım, cilvelim aman
Ortaların oynağısın sen aman

Çekin kıratımı verin gemini
Üstüne binenler sürsün demini

Sen gülüm, kaymağım, şekerimsin aman
Hovardalar oynağısın sen aman


KONYALI TÜRKÜSÜ

Hani benim elli dirhem biberim
Darıldınmı hey Konyalım giderim

Yörü yörü Konyalım yörü
Şimdi burdan geçti hovardanın biri

Hani benim elli dirhem bulgurum
Konyalının kaşlarına vurgunum

Nakarat

Hani benim elli dirhem pırasam
Bir mum yaksam Konyalımı arasam

Nakarat

Hani benim elli dirhem ırakım
İçer içer geçmez benim merakım

Hani benim elli dirhem pastırmam
Konyalı'dan başkasına bastırmam
Nakarat


KARAMAN TÜRKÜSÜ

Karaman'ın alt yanı dere
Dereden giderler eve
Kim ısırmış yanağını bre

Aman Karamanlı, canım Karamanlı
Ben sana yandım güzel delikanlı

Karaman'a gideriken
Ayağıma battı diken
Ayrılıktır belim büken

Nakarat

Karaman'ı kaldırsalar
İçine gül kondursalar
Gül yarimi bildirseler

Nakarat

Karaman'in alt yanı musluk
Muslukta çalarlar ıslık

Nakarat

Karaman'in altı da kuyu
Kuyudan içerler suyu
Yarimin de pekgüzel huyu

Nakarat


HAMAMDA SÖYLENEN TÜRKÜ

Meyhanenin şişeleri parlıyor
İçen dostlar zarı zarı ağlıyor
Cerrah gelmiş yaralarım sarıyor

Söyle doktor söyle ölecek miyim
Ölmeden yarimi görecek miyim

Hamama gittim de yer bulamadım
Yandı yürek yandı kar bulamadım
Gönlüme münasip yar bulamadım

Nakarat

Hamama giderken bohçam da düştü
Uçkurum kırıldı şalvarım düştü
Zamane oğlanlar peşime düştü

Nakarat


İMARET TÜRKÜSÜ

İmaret'in taşları
Yeşildir ağaçlan
Ben sıdk ile bakmadım
Çatık imiş kaşları

Oğlan şaşırttın beni
Aşka düşürdün beni
Aşk adamı ağlatır
Dert adamı söyletir

İmaret iki yoldur
Biri sağ biri soldur
İki kaşın arası
Cennete giden yoldur

Oğlan şaşırttın beni
Aşka düşürdün beni
Aşk adamı ağlatır
Dert adamı söyletir

Vay bana vaylar bana
Yıl oldu aylar bana
Bu yıl böyle giderse
Su vermez çaylar bana

Oğlan şaşırttın beni
Aşka düşürdün beni
Aşk adamı ağlatır
Dert adamı söyletir


KINA GECELERİ SÖYLENEN TÜRKÜ

Kaleden kaleye şahin uçurdum, şahin uçurdum
Ah ile vah ile ömrüm geçkdim, ömrüm geçirdim

Gel abam sallama belalı derler
Yağlığı boynunda dolalı derler

Kalenin altında nar mı yenilir, nar mı yenilir
Olura olmaza sır mı denilir, sır mı denilir

Nakarat

Kaleden kaleye urgan gererler, urgan gererler
Urganın üstüne çehiz sererler, çehiz sererler

Nakarat

Kalenin altında taş ben olayım, taş ben olayım
Yalınız yatana eş ben olayım, eş ben olayım

Nakarat


UZUN HAVA

Karaman'dan, Kayseri'den, Konya'dan
Nerden gelin hey sevdiğim Hanya'dan
Çirkin saran mahsum kalır dünyadan

Kapınızın önü taşlık değil mi
Sallan suna boylum gençlik değil mi
Akşam verdiğim sana harçlık değil mi

Evimizin önü oluklu çeşme
Ben güzelim diye havadan uçma
Havadan uçariken yabana düşme

İner gider düz ovanın yüzüne
İnek sağar dana bağlar dizine
Kurban olam ben yarimin gözüne


ALİM TÜRKÜSÜ

Alim'in bindiği atlar
Atlayıp geçtiği çaylar
Koynuna girmesin yadlar

Uyan Alim sabah oldu
Gün doğmadan neler oldu

Evlerinin önü iğde
İğdenin dallan yerde
Altın kemer ince belde

Nakarat

Evlerinin önü marul
Sular akar harıl harıl
İnce belden sıkı sarıl

Nakarat

Evimizin önü kavak
Kavaktan dökülür yaprak
Elim kına, yüzüm duvak

Nakarat

Alimin babası var
Ardında kesesi var
Alim ne güzel amma
Pek çirkin babası var

Nakarat


FATMAM TÜRKÜSÜ

Aman Fatma nolacak
Mahkemeler talik olacak
Yine gözler benim olacak
Gül memeler benim olacak

Aman Fatmam hopla da gel
Mor fistanı topla da gel

Kapıları katran
Fatmam bene batıra
Ben hapiste yatıcam
Fatmam senin hatırın

Aman Fatmam hopla da gel
Mor fistanı topla da gel


İNDİM KUYU DİBİNE

İndim kuyu dibine
Baktım suyun rengine
Analar kız besliyor
Vermezler sevdiğine

Hey esmerim esmerim
Al yanaktan dişlerim
Seni bana verseler
Çalgı çalar beslerim

Ateşi nar isterim
Eteği dar isterim
Dar döşeğin üstünde
Cilveli yar isterim

Hey esmerim esmerim
Al yanaktan dişlerim
Seni bana verseler
Harmancı durur beslerim


YEMEN'E ASKERE GİDEN GENCİN TÜRKÜSÜ

Karaman'dan çıktım yolum Yemen'e
Asker çantasını vurdum sineme
Ayrılık namesin verdim eline
Tenhalarda bul da ver seher yeli

Kader torbasına soktum elimi
Karalı çıkardın kuramı felek
Ne bir murat verdin, ne bir saltanat
Diyar-ı gurbette büktüm belimi felek

Mailim de al at gözün ağına
Sağ yandaki Arap çifte dağına
Konak evin ırak mıdır sevdiğim?
Ağzında da ak köpükler saçarsın
Döner döner arkana da bakarsın
Konur daylak senin vatanın nerde
Kişniye kişniye döner yola bakarsın

TUNAM TÜRKÜSÜ

Tunam ben vuruldum yapış elimden
Göz önceği kan olmasın belinden
Ben kalmışım, sen de kalma yolundan
Gül iken solduran Tunam ağlasın

Gök öncektir aşiretin nakışı
Güvercin topuklu, keklik sekişli
İsmini sevdiğim zinhar yokuşu
Gök öncekli bahşiş kızı geçtimi

Aslanoğlu Gargara'dan yürüdü
Yüreğinde yağ kalmadı eridi
Aslanoğlu bu kazada bir idi
Yandı gitti Aslanoğlu Mehmedi

Attan düştüm sol bacağım kırıldı
Davut Efe önümüzde vuruldu
Baki Efe, dal boynuma sarıldı
Yandı gitti aslanoğlu Mehmedi

Kendirim asıldı selvi dalına
Ah! kıratım geçti (de) zabit eline
Selam söylen konaktaki Hatice Hanıma (eşi)
Selam söylen bahçedeki gülüme

Yandı gitti Aslanoğlu Mehmedi
Kabrimi geniş kazın bol olsun
Lale, sümbül başucumda çok olsun
Ben ölürsem Baki Efe sağ olsun

Yandı gitti Aslanoğlu Mehmedi
Aslanoğlu: arkadaşlar, sapın bizim çardağa (eve)
Halam su doldurmuş yeni bardağa
Benden selam söyleyin saçlı ördeğe
Saçlı ördeğimi alan onmasın

LALE TÜRKÜSÜ

Laledir köyümüz
Taştan çıkar suyumuz
Sevip sevip salıvermek
O da bizim huyumuz

Lalenin çatal çeşmesi
Şifadır suyundan içmesi
Ne de hoş oluyor
Şu kırlarda lale biçmesi

Lale'nin bağlarına
Kuş konmaz dağlarına
Hiç bel bağlanmıyor
Şu Lale'nin kızlarına

KURTULUŞ SAVAŞI SIRASINDA SÖYLEŞİ

Karadağ'dan vardım midem bulandı
Kavgayı görünce kalbim inandı
Altı aydır kafire, kollar dayandı
Yürü Nizam, yürü, yarın talim var
Bugün Karadağ'da pekçe zulüm var

Al Peşkirim bağlı kaldı direkte
Al gelinin sevgisi kaldı yürekte
Altı aylık kuzusu kaldı belekte
Yolladım askere kara bıyıklı

Kışlanın önünde selvi söğütler
Binbaşı oturmuş asker öğütler
Elleri kınalı giden yiğitler
Ağla annem ağla biz gider olduk
Sılayı vatanı terkeder olduk

Kışlanın önünde bir dolu testi
Askerin üstüne çam yeli esti
Ana kuzuları umudu kesti
Ağlaman anneler gene geliriz

İstanbul'a vardım burnum boşandı
Topa mercemlerim kama düşendi
Silahı, bıçağı eller kuşandı
Ağlaman anneler gene geliriz

Kavga ettikleri bir derin dere
Sallaman kılıcı her yanım bere
Sorun yüzbaşıya sılamız nere
Sılanın dikeni gül oldu bana

Esiver de, Karadağ'dan esiver
Karadağ'dan kısmetimi kesiver
Mektuplar gelmedi, anam küsüyor
Ağlaman anneler gene geliriz.

Aman yüce dağ başında oğlak güderim
Ağlama sevdiğim buymuş kaderim
Anandan, babandan fayda yoğusa
Kömür güzlüm tut elimden gidelim

 
 
   
   
 
Senem Yavuzaslan
Salih Aydın
Gizli Kahramanlar Gurbetin Penceresinden
Sonbaharın rüzgârında hüküm süren acılarımı savuruyorum. Tembel-leşiyorum bu mevsim... Karamanlı mısın evet “Haaaa…… Konya Karaman’’ diyenlere hayır yirmi iki senedir ...
devamı >> devamı >>
 
 
 
 
İstanbul Karamanlılar Eğitim Vakfı İstanbul'da Öğrenci Olmak
Sizler için bir şiir... Bir kuş havalanır Karaman’dan koklayarak toprağını, Gurbet ateşi...
devamı>>
Üniversiteye gidecek birçok öğrencinin rüyasidir İstanbul gibi efsane olmus bir şehirde yasamak.
devamı>>